Google+

Devlet Hastanesinden İlçe Hastanesine

Karadeniz sahilindeki ilçemizin kamu kurum ve kuruluşları yönünden güçlü olması gerekir. Kamu Kurum ve Kuruluşları ilçemizde ne kadar yaygın ve güçlü olursa hizmette o kadar nitelikli ve ulaşılabilir olur.

Milletvekilimiz Nurhan TEKİNEL’in Devlet Bakanlığı döneminde -1996 yılında- yirmi yataklı devlet hastanesine dönüştürülen sağlık kuruluşumuz, çevresinin en önemli sağlık merkeziydi. Çevre ilçelerdeki hastaları da kabul ederek sağlığına kavuştururdu.

Hemşehrimiz Dr. Mustafa Güven KARAHAN’ın Sağlık Bakanlığı döneminde de aynı işlevi yerine getirmiştir.

Hemşehrimiz Dr. Soner SALTIK’ın Başhekimliği zamanında hastanede yapılan düzenlemelerin  2005 yılı festival programı içersinde açılışı yapıldı. Kastamonu basını hastanemizin konumundan sağlık hizmetlerinde parlayan bir yıldız olarak sözetmişti.

Sinop iline sınır teşkil eden ilçemizin devlet hastanesi 2007 yılında on yataklı ilçe hastanesine dönüştürüldü. Sağlık hizmetlerinde bu geriye düşüşün işaretiydi.

Merkezi yerlerde parası olanların kolaylıkla özel sağlık kuruluşlarına  gittiği günümüzde, ilçemizde ise kamu sağlık kuruluşu olan ilçe hastanemiz sağlık problemi olanların ilk gittikleri şefkat yuvası konumundadır.

Hastanemiz koşullarının daha iyileştirilmesi en azından Abana ve Bozkurt hastaneleri seviyesindeki koşullara kavuşturulması için siyasilere, sivil toplum kuruluşlarına, işadamlarımıza ve Çatalzeytin severlere büyük sorumluluk düşmektedir. Bu sorumluluğu yerine getirmediğimizde mevcudu da yitirmemiz olasıdır.

Birçok köyümüzde bulunan. yılda bir  cenazenin konulmadığı morglar hastanemizdekinden daha yeni ve kullanışlıdır. Hasta odalarındaki dolaplar ve yataklar günümüz koşullarına uygun değil. Odalarda mini buzdolabı ve televizyonlar bulunmamakta.

Biz, birileri yapsın biz de yararlanırız zihniyetinde bulunamayız. Bizim bir tek hastanemiz var. Buranın fiziki ve teknik koşullarının iyileştirilmesinde hepimiz üzerimize düşeni yapmalıyız. Hastanemize ve çalışanlarına sahip çıkarak, Onlardan iyi hizmet almalıyız.

Kutup yıldızı gibi parlayan ve hastalara yol gösteren bir hastane yaratmak için haydi görev başına…

Kaybolan Sahilimiz

Şirin ilçemizi, “Çatalzeytin” yapan özelliklerin başında Karadeniz kıyısınca uzanan geniş kumsallı sahilimiz gelir.

Denize yakın bölümünde küçük çakıl taşlarının bulunduğu kalın taneli, sonrasında sahil boyunca uzanan ince, altın sarısı ve karaya yaklaştıkça toz halindeki kumlardan oluşan kumsalımız…. Yüzyıllar boyunca Karadeniz’in sevgisiyle oluşan ve ilçemizle simgeleşen kumsalımız,  kara yolumuz ile iç içeydi.

Bazı yıllar; deniz hırçın bir çocuk gibi sahili dalgalarıyla döverken yolu aşar, çarşı merkezine kadar gelir kısa süreli konuk olurdu.

Kumsaldaki çakıl taşları küçük çocukların oyuncakları gibiydi. Gençler kale taşı oyunu oynar, güreş tutar, ilçemizin tek spor kulübünün sporcuları çalışmalarını bu geniş kumsal da yapardı.

Kumsalın toprakla birleştiği noktadaki maki türü dikenli bitki örtüsü kuşların yuvasıydı. Kuşların sesleri, kulağa hoş gelen bir melodiden daha etkili, zihinsel ve ruhsal yönden insanları rahatlatırdı.

“Denizin kumu tükenir mi ?” düşüncesindeki insanların yönetimlerde yer aldığı dönemlerde kalınlığı dört-beş metreyi bulan kumumuza rantçılar el attı. Gerekçeleri hazırdı. İşsize iş yaratmak. Belediyenin makbuzla kumu satarak gelir temin etme hakkını kendinde görmesi bir başka husus.

1980’li yılların sonrasına kadar kum talanı devam etti. İlçemizi bırakınız. Türkeli ve Ayancık bölgelerine traktörler, kamyonlar, tırlar dolusu sahilimizin kumu satıldı, beton binalar yükselsin diye….

O zamanlarda “Yapmayın, ilçenin kaderi ile oynamayın.” diyenlerdendik. Ama kime neyi anlatacaksın… Ekmek parası kazanma yolu olarak seçilen bu kum talanı sonucunda kumsalımızda çukurlar, tüneller açıldı. Kumsal delik-deşik oldu.

Ayıbımızı kapatmak için 1990’lı yılların başına doğru sahile “Çin Seddi” gibi, insanlarımızı denizden koparan yaklaşık dört metre yüksekliğinde beton utanç duvarı çektik. Kumlardan boşalan bölüme kamyonlar dolusu moloz, toprak doldurarak kumsalı daraltıp yer kazandık.

Şimdi, at koşturulan kumsal denize dalıp çıktıktan sonra anne sıcaklığı ile bizi saran kum kalmadı.

Ginolu limanı, Ginolu’nun özelliğini bozdu. Ginolu’nun her yerinde denize girilirken, liman içi mikrop yuvası haline geldi. Deniz sirkülasyonu ortadan kalktı. Denizin doldurulması sonucunda basit fizik kuralının ortaya çıkacağını da öngöremedik. Birkaç yıla kadar Kışla Tepesi’ni de Karadeniz’e vermemek için beton duvar çekeriz. Yıllar önce Kışla Tepesi’ndeki mersinliğin altında – sahilde- insanlar denize girip kumsalda güneşleniyordu.

Şöyle bir düşünelim. Çatalzeytin-Ginolu arasındaki kumsalımızın otuz yıl önceki durumu neydi ? Derinliği ne kadardı ?

İşte o günlerde bir tatil beldesi olarak Çatalzeytin, şimdi özlediğimiz Çatalzeytin’di…

Yakın bir gelecekte mevcut kumsalı da yitireceğiz. Denize; taş dolguların üzerinden buğulu gözlerle bakıp göz yaşlarımızla affet bizi mi diyeceğiz ?

         

Bir iken Beş Oldu!

Gözümüz aydın Çatalzeytinliler !

Akçay Deresi üzerine beş tane HES yapılacak.

Biz sustukça, boş durdukça baktılar Çatalzeytinliler'in Çatalzeytin diye, doğa diye, su diye bir düşünceleri yok. Sevgileri eksik... O halde, Akçay gibi küçük bir derede, Türkiye'nin hiçbir yöresinde bir HES yapımını başaramayanlar alın size "BEŞ HES" dediler.

HES yapılacak akarsuyun debisi, rejimi, hidrolojik ve hidrojeolojik değerleri, derenin taşıdığı malzeme ve miktarı, cinsi gibi veriler düşünülerek, hesaplanarak mı alınıyor bu kararlar ? Yetmez! Ayrıca akarsu yatağındaki canlı hayatı ve biyolojik verileri ile florası önemsenerek mi hazırlanır bu birbirinin kopyası ÇED raporlan ?

Akçay'aa beş HES yapımı için; insan-çevre-ekonomi korelasyonu olumlu mu ?

Çatalzeytin'de ekosistemin ayrılmaz bir parçasıdır, Akçay Deresi. Suyla oynarsanız tüm sistemi bozarsınız. Bize %10 cansuyu safsatasını söylemeyin... Vücudumuzdaki kanın %90'ı alındığında siz yaşamınızı sürdürebilir misiniz ? Yaşayın %10 cansuyu olarak bırakılan kanla. Bu ne derece mümkün ?...

Çatalzeytinliler sevecek bir doğanız, yaşanacak bir köyünüz kalmadığında asıl sevginin "KORUMAK" olduğunu anlayacaksınız. Umarım geç kalmamış olursunuz.

Çatalzeytin Akçay ırmağı Doğa hakikati yaşam kaynağı Tek tek kurarsak santralleri Yok ederiz bizim olan (HER ŞEYİ)!

Son pişmanlık fayda etmez.

Geç kalmadan durduralım "HES"leri.

Bu Ne Sevgi Ah!

Gerçek sevenleri için Çatalzeytin, değerleri ile önemlidir. Coğrafi, tarihi ve doğal değerleri onu sevmemizi sağlar.

Her beldenin olduğu gibi Çatalzeytin'in de sorunları vardır. Bu sorunlar üstesinden gelinemeyecek kadar büyük değildir. Yeter ki sorunlarımızı içselleştirelim. Çözüm yollarında birlikte hareket edelim. Elimizdeki değerlere sahip çıkalım. O zaman özlenen Çatalzeytin'i yaşatır, gelecek nesillere "Bu bize büyüklerimizden kalan değerler bütünüdür." dedirtiriz.

Tarihi eserlerine zaman içinde sahip çıkamadık, çoğunlukla yitirdik. Ormanlarımıza hep ver diyoruz, kesiyoruz. Elde edilecek enerjinin; doğayı tahrip etmeye, Akçay'ı kurutmaya değer mi olduğu konusunda iki elin parmakları sayısı kadar gönüllülere, "Akçay Aşıkları Platformuna" sahip çıkmadık, çıkamadık. Denizi doldurdukça önce Kaşlıca altını, sonra Kışla altını Karadeniz'e yem yaptık. Ormanlarımız, akarsularımız, denizlerimiz bizleri affetmeyecek. Onlara karşı hep suçlu, boynu eğik duracağız. Gelecek nesil de "Bize ne bıraktınız ki Çatalzeytin'e gelelim."diyecekler.

Yüksek katlı, bahçesiz, otoparksız evleri medeniyetin göstergesi olarak kabul ettik. Bize kalan bahçelerinde çiçeklerin, sebzelerin, meyvelerin yetiştirildiği evlerimizi yıkarak parasal rant elde ettik ama, Çatalzeytin doğal rantını yok ettik, işimize böyle geldi.

Mahalleler arasındaki kuzeyden güneye uzanan 100 yıllık kaldırımlar kayboldu. Merkezde, kendisini tarihiyle yüzleştirecek ne var? Çatalzeytin'in nesi cezp etsin insanları. Yasak savar gibi bir haftalık, on beş günlük büyüklerimizin hatırına geldiğimiz Çatalzeytin'i, çocuklarımıza nasıl sevdireceğiz?

Bir yıl önce popülistçe; 2009 yılında Hakkari'de şehit olan polisimizin adını verdiğimiz "Karacakaya Şehit Polis Engin Açıkgöz İlköğretim Okulu" ilgisizlikten,’ öğrenci yetersizliğinden kapandı, kapanacak. Nerede Çatalzeytin Yardımlaşma Derneği? Nerede Dört Divan Karacakaya Derneği? Nerede köy muhtarları? Nerede bu ismi verilmesini isteyenler. Şimdi gönlünüz rahatladı mı?

30 yıl önce 65 köy okulunun bulunduğu ilçemizde bir tek Paşalı İlköğretim Okulu kaldı. O da taşıma öğrenci ile ayakta duruyor. Köylerimizde Cumhuriyetimizin en önemli kazanımlarımızdan olan okuduğumuz, bu günlere bizi getiren okullarımız kaderine terk edilmiş çürüyor. Acaba neden camilerimize sahip çıktığımız kadar bir çok anımızın olduğu, bizi hayata bağlayan okullarımıza sahip çıkmıyoruz? Onların gözümüzün önünde yok olmasına razı oluyoruz.   

2007 yılında Çok Programlı Lisemiz , düz Liseye; Devlet Hastanemiz, İlçe Hastanesine dönüştü. Sesimizi çıkarmadık. Büyüklerimiz ne karar alırsa doğru yaparlar dedik. 2011 yılında ise İlçe Hastanemizi de kaybederek Sağlık Kuruluşumuz Aile Sağlığı Merkezi oldu. Aile Sağlık Merkezi'ndeki genç Doktorlar ve Sağlık Ekibi özveri ile hizmet veriyorlar. Uzman Hekimimiz yok. Kimse sorgulama gereğini bile duymuyor. Hastanemizin genel durumuyla ilgili 31 Ağustos 2010 tarih ve 318 sayılı gazetemizde "Devlet Hastanemizden İlçe Hastanesine" başlıklı yazımda genel bilgi vermiştim. Olumlu ya da olumsuz bir tepki almadım.

Ufukta Adliye'nin kapanması mı görünüyor ne? Bunu da yaşadığımız süreçte göreceğiz.

Çatalzeytin'i sözle sevmek yetmiyor. Gurbette olanlar Çatalzeytin'e daha etkin sahip çıkmalı. Çatalzeytin'de yaşayanlar da gurbetçileri bağrına basmalı. 30 yılda nüfusumuz on bin azaldı. O halde geri dönüşü önce emeklilerden başlayarak, sonrasında ise büyük kentlerde zor koşullarda yaşamını sürdürenleri bağrımıza basmakla çözebiliriz. Köylerine dönenler, tek dostu kara toprak ile barışmalı, onu işleyerek hayvancılık, sebzecilik, meyvecilikle yaşama sıkı sıkı sarılmalıdır. Doğduğu yerde insan aç kalmaz.

Bizler bu topraklarda mutluyuz. Bu topraklardan bizleri koparan sorunlara inat köyümüze, ilçemize sahip çıkmalıyız. "Biz Çatalzeytin'i seviyoruz." demenin yetmediğini hep birlikte görmeliyiz. Yoksa bu sözü söyleyecek bir Çatalzeytin'i bulamayabiliriz.

Çatalzeytin Nereye Gidiyor?

Çatalzeytinspor, Kardeniz Bölgesinin incisi ilçemizin 1954 yılında kurulan spor kulubüdür.Tarihinde büyük başarılar onun onur madalyalarıdır. Yeşil-beyazlı, Çatalzeytinspor’un formasını giymek her gencin hayalini süsler, giyenlerin anılarında en güzel yeri alırdı.

Kastamonu’daki spor kulüpleri içinde yarım asrı geçmiş bir kaç kulüpten biridir Çatalzeytinspor. Kastamonu spor tarihini oluşturan mihenk taşıdır. Öztürk Karahan’ın kulüp Başkanlığı yaptığı dönemde Kastamonu Amatör Futbol ligi başlar. Yıl 1965’tir. Çatalzeytinspor, Kastamonu Amatör Futbol liginin başladığı günden bu yana hep varolmuştur.

Bu sezon takımımızın her gelenden en az 7 gol yediğini duyunca 1973-1985 yılları arasında onurla formasını taşıdığım Çatalzeytinspor adına yüreğim ezildi, çok üzüldüm.

Deniz motorlarıyla ulaşımın sağlandığı dönemden, kamyon sırtında maça gidildiği dönemlere, karşılaşmadan bir gün öncesinden Kastamonu’ya gidildiği dönemlere gelindiğinde aldığı sonuçlarla Çatalzeytin hep zirvede olmuş. Başarılara imza atmıştır.

Yönetim Kurulundaki arkadaşların hepsinin eski futbolcu olması bir avantaj gibi görülüyor olsa da demek ki avantaj değilmiş.

Yemyeşil çim sahada, bir deplasman bir iç sahada oynamak ne güzel. Kendi sahanızda oynamanın zevkini çıkarın bolca. Bizim böyle bir şansımız olmadı. Hep deplasman korkusunu yaşadık. Kastamonu ve İnebolu sahalarında oynadık, bir avuç cefakar seyircimizin desteği ile.. Şimdi malzeme, saha sorunu yok.  Neden böyle oluyor ? Hastalık nerede ?

1980’li yılların başında İneboluspor ile oynadığımız özel karşılaşmada farklı yenilmiştik. O dönem kulüp başkanı olan babam Nurettin Usta; “Çatalzeytin’in onuruyla oynamaya hakkınız yok. Size kimse bu hakkı vermedi.” demişti. Takım kaptanıydım. Tüm arkadaşlarla bir hafta toprak sahada antrenman yaptık. Hafta sonunda İneboluspor’a lig maçında kök söktürdük. Çalışınca oluyormuş demek. Bu durumu Başkan Hikmet, Hoca Arslan çok iyi bilir. Biz özverili, Çatalzeytin sevgisini herşeyin üstünde tutan futbolculardık. Bizde böyle sonuçlar olmazdı. Bizim Hocamız Erdal Şahin, Kulüp Başkanlarımızdan Mustafa Akyol sizlere yokluklar içinde nasıl mücadele edildiğini çay sohbetlerinde anlatsınlar. Tarihini bilmeyen, köklerinden beslenmeyen gençler bizi anlamakta güçlük çekerler. “Biz ne yapıyoruz ?” sorusunu lütfen kendinize sorun ayaklarınız yere bassın. Futbol dille oynanmaz. Konuşma ile de galip gelinmez.  “Çatalzeytinspor’u, Çatalzeytin’i bu duruma düşürme hakkımız var mı ?” diye düşünün.

Benim dönemimde birlikte futbol oynadığımız, şimdi rahmetli olmuş büyüklerim; Yaşar Karahan, Yılmaz Özdemir, Ekrem Özdemir, Necati Akyol, Mehmet Türk, Ferit Güzelaydın ile birlikte Çatalzeytin’e futbolu sevdiren hocamız Mustafa Arslan’ın bu hazin durum karşısında mezarlarında kemikleri sızlıyor. Adını andığım futbolcular, Çatalzeytinspor’un tarihinde onurlu yerleri alanlardır. Onların hizmetleri unutulmaz. Bana ise onları saygı ile anmak düşüyor. Bırakın beni, bu takımla adları özdeşleşen fedakar, cefakar büyüklerimize layık olunuz. Yöneticisiyle, futbolcusuyla sorumluluğunuzu bilin. Biz bildiğimizi yaparız diyorsanız tarih huzurunda hesap verirsiniz.

Başarısızlığın temelinde yönetimin tutumu yatıyor. Arkadaşlar, takım, gazozuna halı saha maçı yapmıyor. Yapılan her maç Kastamonuspor tarihinin sayfalarına yazılıyor. Kötü gidişe el birliği ile dur deyiniz. Orada neden bulunduğunuzun bilincinde olunuz. Bu göreve çalışmak için gönüllü geldiniz. Kartvizit bastırmak için gelmediniz ?

Çatalzeytinspor’un durumundan memnun değiliz. Bu kötü sonuçları bize layık görmeyin. Çatalzeytin’i yol geçen hanı yapmayın. Güzel günlerde görüşmek dileğiyle.


30 Yıl mı?

Huzur ve barış getirecek diye egemen güçlerin alkışlayarak karşıladıkları 12 Eylül askeri yönetimi, uygulamaları ile ülkemizin üstüne bir karabasan gibi çöktü. Çatalzeytin de üzerine düşeni yerli işbirlikçilerinin devreye girmesi ile fazlası ile çekti. Çatalzeytin çevresindeki ilçelerde yaşanmayanlar güzel ilçemizde yaşandı. Bizdeki işbirlikçi muhbirler; Türkeli, Abana, Bozkurt’ta yoktu. Otuz kadar memleket evladı tutuklandı. Aileleri ve sevenleri büyük acı çekerken, işbirlikçi muhbirler köşelerinden yaşananları gülerek seyrediyorlardı. Aradan tam otuz yıl geçmiş. Aramızdan İbrahim Öztürk, Uçar Kılınççete ve Cemal Özdemir koptu, yaşadıkları acılarla... Selam olsun onlara... Selam olsun dimdik duran 12 Eylül mağdurlarına...

Huzur ve barış ortamının en karmaşık olduğu günlerde “Çatalzeytin Mektubu” parlayan bir yıldız gibi Ginolu ufkundan doğdu, kin ve nefrete inat sevgiyle... Çatalzeytin’i sevenlerin kutup yıldızı oldu. Yorgun bedenlere güç, ezik yüreklere umut oldu. Çatalzeytin’i çağdaş, huzurlu bir belde yapma uğraşındakilerin sözünü söyledikleri halk kürsüsü oldu. Yanlışların karşısında dirençle durdu. O günlerde söylenemeyenleri söyledi. Muhaliflerin, Çatalzeytin’i sevenlerin buluşma noktası, dünyaya açılan penceresi, umutsuzların umudu oldu hep.

Basında otuz altı yıl, toplamda kırk yıla varan Çatalzeytin mücadelemde, gazetemizle birlikte olgunlaştık. Bedenimiz yaşlandı. Beynimizde, gönlümüzde o ilk gün ki heyecan aynen sürüyor, güzel günler görmek için. Birlikte acı çektik. Kaynağı kurutmak isteyen sahtekarlar “Kendi isteği ile (I)” yazan kararname ile Pınarbaşfmn Sümenler köyüne uçurdular beni. Sürgün haberi gazetemizin manşetinden yayımlandı. Acı çektirmekten zevk alanlardan başka kimse mutlu olmamıştır sanırım. Geldik bugünlere... “Çatalzeytin Mektubu” ve biz tüm zalimlere inat Çatalzeytin için varız. Dimdik ayaktayız. Ya onlar (!) Onlar Ancak bizim bedenimizi Çatalzeytin’den kopardılar, ona olan sevgimizi asla.

İlk sayısında “Spor Üstüne Bakış Acımız” adlı yazım vardı. Daha çok Çatalzeytin’de spor üzerine yazılarım çıktı. İlçemizde, ilimizde ve İstanbul’da gençliğin sorunları, sigara, içki ve kumardan kurtuluş yollarından biri olarak spora yönelmeleri ile ilgili toplantılar düzenleyip, yazılar yazdım. Milli Boksör Seyfi Tatar’ın ve Beşiktaş Hentbol Takımının ilçemizde olmalarını gurbetteki Çatalzeytinliler benim kalemimden gazetemizde okudular. Yıldız Ayhan ile olan dostluğumuzu, hocaların hocası Mustafa Arslan’m Çatalzeytin sevgisini okurlar ile paylaştık yıllar içinde... Çatalzeytin’de spor tarihini, gelişimini gençler için yazdım. Elimi taşın altına koydum. Lafla iş yapanlardan olmadım hiç.

Göç vermeye başlamadığı dönemlerde; 1983 yılında “Yatılı Bölge Okulu” başyazımla eğitimin sorununu işledim. Anadolu Lisesi, ilçemiz doğasını yok edecek HES, hastane, kumsalımız, sahil yolu, taş ocakları ve İsmail-Dağköy sorunu vb. konularda yazdığım yazılarımı yayımlayarak sîzlerle buluşturdu, Çatalzeytin Mektubu.

Lokomotif olarak vagonları bir arada tutan gazetemizin kurucusu öğretmenim, müdürümüz Mustafa Öztürk nur içinde yaksın. Ne sağlam temel atmış... Meşale sönmeden, karanlıkları aydınlatıyor. Büyüğüm Emin Türkay Öztürk’ün sürgünlere ve baskılara rağmen otuz yıldır yılmadan verdiği mücadelenin dünyada bir eşi daha bilmem var mıdır ?

“Çatalzeytin Mektubu” , Püsürge Kırtasiye’yi yarattı. Yetmedi, Cıvıltı, Ciye Çatalzeytin Belgeseli, Çatalzeytin Yemekleri kitaplarını bizlere sundu. Bitmek bilmeyen bir enerji. Eğilmeyen, bükülmeyen bir duruş, katıksız bir Çatalzeytin sevgisi... Çelik gibi bir yürek... Daha uzun yıllar Çatalzeytin mücadelesinde var olmak...

1982 yılının Haziran ayında Mamak toplama kampından aklanarak çıktıktan sonra Türkay Ağabey, gazete çıkarma çalışmalarında olmamı isteyince severek kabul ettim. Çünkü, Türkay Ağabeyin benim bugünlere gelmemde emeği büyüktür. 1970’li yılların başlarında Yenievler’de evlerimiz karşı karşıyaydı. Lisede okuduğumuz yıllarda yaz tatillerinde beni yanında tutarak o dönemde çıkan Bizim Çatalzeytin gazetesi için haber ve bilgi toplatırdı. Onun sayesindedir ki kahvehane kültürüm olmadı. Futbol antrenmanlarının sonrasındaki boş zamanlar yazmakla, okumakla geçti. Yazılarım çıktıkça da bu güzel uğraştan kopamadım.

İstanbul’da gazetemiz adına üç gece yapıldı. Bu gecelerin organizesinde büyük bir onurla görev aldım, programları sundum. Böylece gazetemizin okurlarıyla buluşmasını sağladık. Çatalzeytinlileri bir araya getirme görevi de Çatalzeytin Mektubu’nun misyonu oldu. Aynı şekilde Ankara Geceleri ve E. Türkay Öztürk gerçeği...

Çatalzeytinliyi tarihiyle yüzleştiren; Ginolu’nun günümüzdeki duruma gelişine, kumsalın yok edilişine, 41 köyümüzdeki 65 okulun birer birer kapanışına, Cumhuriyet kazanımlarının elimizden alınışına, çıktığında 16 bin olan nüfusumuzun bugün 6 bine inmesine, betonlaşmaya, sevincimizi, hüznümüze tanıklık ediyor, Çatalzeytin Mektubu. Bizi otuz yıllık geçmişimizle yüzleştiriyor. Tarihin, doğanın, coğrafyanın bize en büyük lütfü olan Çatalzeyt-in’imize ne kadar sahip çıkabildiğimizi araştırınca öğrenebileceğimiz en sağlıklı kaynak oldu. Tarih içinde yaptıklarımızı, yapamadıklarımızı yıllar sonra değerlendirme fırsatı verdi bize... Sevabımızı, günahımızı yüzümüze vuran bir pınardır, Çatalzeytin Mektubu.

İstanbul’da Kastamonu Konfederasyonu Yönetim Kurulundaki tek Çatalzeytinliyim. Konfederasyonda, Çatalzeytin’i temsil etmek gibi bir sorumluluğum var. Şişli Belediyesinin 15. Katındaki Belediye Meclisi toplantı salonunda her yaptığımız Yönetim Kurulu toplantılarına Türkay Ağabeyin gönderdiği gazetelerle gidiyorum. Kastamonu adına çıkan en nitelikli gazetenin Çatalzeytin Mektubu olduğunu tüm dostlar söylüyorlar. Bu hakkı teslim ediyorlar.

Bugün hala Çatalzeytin Mektubu’na abone olmayan Çatalzeytinli varsa otuz yıllık bu ulu çınar’ın gölgesinden yararlanamıyorsa bu bir eksiklik değil mi ? Çatalzeytin Mektubu’nu birlikte, içimizdeki bitmek tükenmek bilmeyen Çatalzeytin aşkıyla büyüteceğimiz daha nice yıllara.

 

SEVDİKLERİNİZE EN GÜZEL HEDİYE

Fotoğraf Galerimizden

Çatalzeytin Hava Durumu

CATALZEYTIN

Ziyaretçilerimiz

1372987
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
182
889
1071
16987

Cıvıltı

SARAÇLAR KÖYÜ YOLU
Pazartesi, 26 Ekim 2015
      Bu sayıda doğa mücadelemizi özetleyen “Herşeye Karşı” başlıklı bir yazı yazacaktım. Bana anlatılan üç konu ile gündem değişti.       Epçeler köyünden bugüne... Devamı...

Yöremiz Atasözü

"Yatan öküze alaf vermezler."

Bizi Takip Edin.

Sitenize ekleyin Facebook sayfamız Google+ sayfamız Twitter
IMAGE 23 NİSANI KUTLADIK
Cumartesi, 23 Nisan 2016
     23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının 96. Yıldönümü dolayısıyla 22 Nisan 2016 saat 09.30’da... Devamı...
IMAGE EMNİYET AMİRİ ESKİ GÖREVE BAŞLADI
Cuma, 25 Mart 2016
       İlçe Emniyet Amiri Halil Özkan İnebolu’ya tayin oldu. İlçe Emniyet Amirliğine İnebolu İlçe... Devamı...
IMAGE ÇATALZEYTİN’DE ATATÜRK ÖLÜMÜNÜN 77. YILINDA ANILDI
Çarşamba, 11 Kasım 2015
        Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ölümünün 77. yılında hazırlanan programla anıldı.  ... Devamı...
IMAGE ADAM BÜFE
Cumartesi, 21 May 2016
  Devamı...
IMAGE SATILIK DAİRE
Pazartesi, 07 Eylül 2015
   Sahibinden satılık, denize sıfır manzaralı 1. kat, 160 metrekara daire satılıktır.  Hasan Çelik 0 530... Devamı...
IMAGE İLÇE JANDARMA KOMUTANLIĞINDAN BİLGİLENDİRME
Perşembe, 13 Ağustos 2015
    Çatalzeytin İlçe Jandarma Komutanlığınca Kaşlıca Köyünde yaklaşık 50 vatandaşa 5729 Sayılı Ses ve... Devamı...
IMAGE 1840 FİDAN DAĞITILDI
Cuma, 25 Mart 2016
            Çatalzeytin Orman İşletme Müdürlüğü tarafından “Ormancılık Haftası” dolayısıyla... Devamı...
IMAGE ANKARA'DAN SAHİLE BAYRAM TURU
Cumartesi, 18 Temmuz 2015
               Kültür ve Turizm Bakanlığından çalışanlar ve yakınları 17-19 Temmuz 2015 tarihleri... Devamı...
IMAGE 15. MUSTAFA ÖZTÜRK YARIŞMASINA KAYMAKAMLIKÇA İZİN VERİLMEDİ
Pazartesi, 30 Kasım 2015
          Çatalzeytin Mektubu Gazetesi tarafından kurucusu emekli öğretmen Mustafa Öztürk anısına... Devamı...
IMAGE ÇATALZEYTİN TAŞIMALI EĞİTİMİNDEKİ AKSAKLIK GİDERİLDİ
Pazar, 11 Ekim 2015
        Çatalzeytin’de ihalesi yapılmayan Saraçlar, Kulfallar, Celaller taşımalı öğrenci hattı... Devamı...
IMAGE YUNUS EMRE OKUMA BAYRAMI
Cuma, 29 May 2015
       28.05.2015 saat 18.00'de Yunus Emre İlkokulu birinci sınıf öğrencileri, öğretmenleri Mustafa Çevik... Devamı...
IMAGE PİRİ KÖYÜNDE GÜREŞ
Pazar, 27 Eylül 2015
        Piri Köyünde bayramın 3. günü Muhtar Rahmi Çelik’in girişimiyle güreş düzenlendi.      ... Devamı...
IMAGE KASTAMONU BELEDİYE ÇATALZEYTİN'DE
Pazar, 06 Eylül 2015
               Türkiye Kadın Hentbol Süper Ligi takımlarından Kastamonu Belediye spor Kulübü, 2015 –... Devamı...
IMAGE ÜSKÜDAR BELEDİYESPOR İLE KASTAMONU BELEDİYE ÇATALZEYTİN’DE HAZIRLIK MAÇI YAPTI
Cumartesi, 15 Ağustos 2015
         Hentbol Bayanlar Süper ligi’nde mücadele eden Üsküdar Belediyesi Kadın Hentbol Takımı ile... Devamı...
IMAGE MİLLETVEKİLİ EMİN ÇINAR YUKARISÖKÜ YAYLA ŞENLİĞİNE KATILDI
Pazartesi, 20 Temmuz 2015
         Yukarısökü Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen "11. Geleneksel... Devamı...
IMAGE 11. YUKARISÖKÜ YAYLA ŞENLİĞİNE MİLLETVEKİLİ EMİN ÇINAR KATILDI
Pazartesi, 20 Temmuz 2015
           Yukarısökü Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen 11.... Devamı...
IMAGE YUNUSLAR KÖYÜNDE PARK AÇILIŞI YAPILDI
Pazartesi, 20 Temmuz 2015
       Yunuslar Köyünde 18.07.2015'te bayramlaşma ve park açılışı yapıldı. Yuvacık Mahallesindeki pazar... Devamı...