Google+

Gurbetçilerimiz

"Görmek istemeyenlerden daha kör kişi olur mu?" 
Gandhi


YOLCU İLE ARABACI

Gurbet ademden kara, hasret ölümden acı,
Ne zaman tükenecek bu yollar, arabacı ?
Henüz bana "Yolunun sonu budur!" denmedi.
Ben ömrümü harcadım, bu yollar tükenmedi.

Atları hızlı sür ki köye pek geç varmasın,
Nişanlımın gözleri yollarda kararmasın.
Düştüğüm yollar gibi sonsuzdur benim tasam,
Bekliyenim olsa da razıyım kavuşmasam...

Bir kere görse gözüm köyün aydınlığını,
Kül bağlar içerimde bu kızıl kor yığını.
Senin de yolun biter, diner gözünde yaşlar,
Benim uğursuz yolum bittiği yerden başlar!

Faruk Nafiz Çamlıbel


Gandhi'nin sözü, ilçemiz gerçeklerini görmeyenlere..

Faruk Nafiz Çamlıbel'in şiirini, gurbetçilerimiz için seçtim. Ben bu şiiri okudukça hüzünlenirim. Şarkısını dinledikçe kendimi bir köyde bulurum. Çeşme başında, patika yollarda, ağaçlar arasında.

Sözlükler gurbeti "Doğup yaşanılan yerden uzak yer" diye tanımlıyor. Ünlü şair Kemalettin Kamu "Ben gurbette değilim / Gurbet benim içimde." diye özetliyor, gurbeti.

Ramazan bayramında büyük bir ziyaretçi akınına uğradı Çatalzeytin. Yıllardır memleketine ayak basmayanlar geldiler. Gelenler bizim insanımızdı. Dağını, taşını, denizini, deresini özleyen gurbetçilerimizdi.

1977'li yıllardan festivallerden bu yana böyle bir kalabalık görmedi Çatalzeytin. Muhtarlarla konuştum. Köylerimiz de oldukça kalabalıktı. Gurbetçi denetleme yaptı. Hazırlıksız yakaladı bizi. Ekmek bulunamadı. Pidecide, fırıncıda, yufkacıda, berberde sıralar oluştu.

Bayrama gelen gurbetçilerimiz doğal ürünlere büyük ilgi gösterdiler. Kızılcık ve böğürtlen en çok rağbet edilen meyvelerdi.


KARACAKAYA'DA BİR EV BİR DEĞİRMEN

Ressam Mehmet Ali Diyarbakırlıoğlu bir Çatalzeytin sevdalısıdır. Aşıktır Çatalzeytin doğasına. Çatalzeytin'den evlenmiş, yazılmıştır kütüğümüze. Kuru bir sevda değil onunki. Tablolar yaptı Çatalzeytin için.

Diyarbakırlıoğlu, yıllardır kaybolan meslekler ile ilgili bir çalışma sürdürüyor. Her mesleğin öyküsünü yazıyor, fotoğraflarını çekiyor, fırçasıyla işliyor. Değirmenlerle ilgili çalışma yapmak için Çatalzeytin'e geldi.

Çalışan bir değirmen istedi benden. Mazhar Özcan ile birlikte sanatçı dostumuza rehberlik ettik. 29 Eylül'de Karacakaya'ya gittik beraberce. Önce Kamburoğlu mahallesinde benim canlı tarihimiz dediğim ahşap evleri gördük. Davut Özcan ve Mustafa Özcan'ın şimdi oturulmayan iki ocaklı evine girip gezdik. 150-200 yıllık olduğunu söylediler. Ev çam değil, tarih kokuyordu. Gurbetçilerin mektupları okunuyordu, duvarlarında.

Karacakaya evleri, tüm özellikleri ile ayakta. Çatıları taş örtülü. Bu evlere gecikmeden el atılmalı. Tarihi mirasımız olarak koruma altına alınmalı. Muhtarlık hemen harekete geçmeli. Dört Divan Karacakayalılar Derneği için çok güzel bir çalışma alanı bence. Görev hepimizin.

Ahşap evlerin bizde yarattığı etki devam ederken Murat Altundal'ın çalıştırdığı Gıcanoğlu su değirmeni yolunda yükünü boşaltmış eşekler otluyordu. Eski günleri bulup yaşadık değirmende. Ressam Mehmet Ali Diyarbakırlıoğlu'nun mutluluğu büyüktü. Çünkü aradığını bulmuştu. Fotoğraflar çekti, kare kare. Söyleşti değirmenci ile.

Bir ay önce avcıların yaraladığı domuz bende düşmüş, değirmeni çalışmaz etmişti. Oluğu ve bendleri yeni onardıklarını söylediler. Kızılcakaya köyünden Karacakaya'ya buğday öğütmeye gelenler vardı. Kızılcakaya'daki değirmende sıra bulamamışlar.

HES, nelerimizi alıp gidecek, yutacaktı... Bir masal uydurmuşlar... HES yapılacak köylere su verilecekmiş. Dünya tersine dönerse belki verilir.

Değirmen dönüşü Suçatı'dan çay boyu geldik. Karacakaya, Sırakonak, Türkmen Pazarına indik. Dizi dizi anıt kavlak (Çınar) ağaçlarının fotoğraflarım çektik. HES çalışmasıyla, delik deşik edilmiş Akçay'ı görmesek daha iyiydi.

Paşalı'da Mazhar Özcan'ın baba yadigarı ahşap evinde mola verdik. Bahçeden elma, incir yedik. Eski evi çok güzel onarmış, öncülük etmiş köylüye. Beton yapılara meydan okurcasına.

Diyarbakırlıoğlu ve eşini Saraçlar'da bıraktık. Bir gün sonra 30 Eylül'de buluşmak için sözleştik. Akşam yağan yağmur hesapları bozdu. Hafif yağmurla Çıkışlar mahallesinin yolu çamur deryası olmuştu. Arabaları aşağıdan yukarıya çıkamadı bu yüzden. Gurbet kütüğüne yazdığımız gurbetçilerimizi yağmur hapis etti, Cuma Pazarına gelemediler.

Çatalzeytin dışında yaşayanlar, bizim gurbetçilerimizdir. Memleket havasını, kokusunu almak için gurbet ellerden gelirler. Yurt içinden, yurt dışından kilometrelerce uzaktan. Her türlü yorgunluğa göğüs gererek Çataİzeytin'e koşarlar.

Çatalzeytin'de onları yıldıran tek şey, yolsuzluktur.

Çözemedik, son veremedik, yolsuzluğa bir türlü.

Sorarız birbirimize hangi çağdayız ?

Köylere çıkıyoruz, bir sorun yok. Ya köy içi yolları ? Yaz-kış hafif bir yağmur yağdığında asla geçit vermezler...

Yolsuzluk pişman ediyor, perişan ediyor gurbetçilerimizi. Yağmur yağınca köyde kendilerini kapana sıkışmış gibi hissetmesinler. Sona ersin yol mahkumiyetleri, gurbet kuşlarımızın.

 

Bu Haberi Paylaş.

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to Twitter

Cıvıltı

Rehabilitasyon Merkezi
Cuma, 18 May 2018
                  Belediye Başkanlığı çok güzel bir adım attı. Otizm Engelli Rehabilitasyon Merkezi girişimi başarıyla sonuçlandı. Bu güzel girişimi geçen sayımızda... Devamı...