Google+

KASTAMONU LOBİSİ KURUMSALLAŞMALI

      Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde art arda 7 dönem seçilen tek milletvekili olma unvanını taşıyan Murat Başesgioğlu sivil hareketlerle Kastamonu kurumsal kimliğinin oluşturulması gerektiğini söyledi.

      Sultangazi’de bulunan Çatalzeytinliler Yardımlaşma Derneği’nde düzenlenen Gönül Mayası Adamlar programında Daday Dernek Başkanı Hikmet Şahin’in sorularını yanıtlayan İstanbul Milletvekili Murat Başesgioğlu, “ Birikimlerimizi ortaya koymalıyız. Ancak bu tür sivil hareketlerle kurumsal Kastamonululuk mümkün olabilir. Damlaya damlaya göl olur atasözü bunun en güzel örneğidir.  ” dedi. Başesgioğlu konuşmasında, gençlerin eğitim ve sivil toplum kurumlarındaki gelişiminin umut verici olduğuna dikkat çekti.

       Çatalzeytinliler Yardımlaşma Derneği ve Çatalzeytin köy dernekleri tarafından organize edilen Gönül Mayası programının Kastamonu dernekçiliğine farklı boyut kazandırdığını ifade eden Başesgioğlu hayat hikayesinden şu kesitleri paylaştı:

Eğitim yılları

-1955 yılında Daday’da doğdum, 5 yaşına kadar orada kaldık. Babam orman işletmesinde çalışıyordu.  İlkokul tahsilim için Kastamonu’ya geldim. İsfendiyar Bey İlkokulu’nun ardından merkezdeki tek ortaokula kaydım yapıldı. Orada 2 yıl okuduktan sonra 23 Ağustos Ortaokulu’ndan mezun oldum.  Daha sonra Kastamonu Abdurrahmanpaşa Lisesi’nde eğitim aldım. Kastamonu’nun her ilçesinden öğrenci vardı, yatılı okuduk. Hocalarımız çok fedakardı. Bizlerle yakından ilgiliydiler. Bu ilgiden olsa gerek mezun olduğum sene hukuk fakültesini benimle birlikte 8 kişi kazanmıştı. Lise yıllarımda okul futbol takımında kaptandım. Oldukça başarılıydık. Hatta Yıldırım Beyazıt Lisesi ile finale kalmıştık. Ancak Zonguldak’ta oynadığımız eleme maçını 85. dakikada yediğimiz bir golle kaybetmiştik.

“Başarılı bir öğrenciydim”

-Üniversiteyi İstanbul’da okumayı çok istiyordum. O dönemde merkezi sistemle yerleştirme yapılamıyordu, ön kayıt yapılması gerekiyordu. 20 yere ön kayıt yaptırdığımı bilirim. Bir ay boyunca Türk Dili Edebiyat Bölümü’nde okudum ama gözüm hukuk fakültesindeydi. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne geçtim. Sadece iki dersi vermekte zorlandım. Onun dışında başarılı bir öğrenciydim diyebilirim. Bizim dönemimizde bugünkü gibi öğrenci yurdu sıkıntısı vardı. Devlet yurdunda yer bulmak çok zordu. Okulu bitirinceye kadar Edirne’de kaldım. Üniversitede edindiğim tek kötü alışkanlık sigara oldu. Onu da 2005 yılında tamamen hayatımdan çıkardım.

     Rıfat Ilgaz’la aynı hapishanede

-Yedek Subay Okulu’nu derece ile bitirmemin ardından askerlik görevimi Daday Askerlik Şubesi’nde şube başkanı olarak tamamladım. Rıfat Ilgaz ile Et Balık Kurumu mezbahasından bozma hapishanede 8 gün kaldık. Hoca o dönemde çok yaşlı olduğundan Ballıdağ Göğüs Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edilmişti. Taburcu olacağı esnada imza atmasına rağmen memurun kendisinden parmak basmasını istemesine biraz sinirlenmişti.

      İlk aşkı

-Eşimle aynı okulda, aynı sınıfta, aynı mahalledeydik. Onun okul numarası 167 benimki 169’du. Üniversite’den hemen sonra evlendik.

      Beşiktaş aşkı

-Mahallenin gençleri biraz haşarıydı. Kara kartal diye futbol takımı kurduk, siyah beyazdı rengimiz.  Her maçta muhakkak kırmızı kart görüyorduk ama.

     Keşkeleri, üzüntüleri

        Hakan ve Mustafa Çağrı adında iki çocuk babasıyım, 3 de torunum var. Siyaset her yönüyle meşakkatlidir. Evinizden uzak kalıyorsunuz ve çocuklarınızın gözünüzün önünde büyümelerini ıskalamış oluyorsunuz.  Birde benim öğrencilik hayatım, siyaset hayatım, evlilik derken her şey üst üste geldi. Bu konuda çok zaman hem özlem, hem de üzüntü duyduğum olmuştur. Bir babanın çocuklarıyla yapmak istediği çoğu aktiviteden geri kalmışımdır. Tabii ki bu konuda eşime minnet borçluyum. Çocuklarımıza hem annelik, hem babalık yapmıştır.

  “Siyasete meraklı değildim”

-Siyasete ilgim olmamasına rağmen, 1976 yılında Kastamonu büyük ülkü derneği başkanlığı görevini yürüttüm.  Sosyal aktivite içerisine girdim, dilimizin döndüğü, aklımızın yettiği kadarıyla ülkemizin gerçeklerini aktarmaya çalıştık. Bu sırada Kastamonu’da avukatlık stajım bitti ve işe başladım. Benim arkadaşlarım o dönemde İstanbul’da kaldılar. Şimdi böyle bir şey olsa bende İstanbul’da kalırdım.  1987’de ANAP’ın il sekreteri oldum. Rahmetli Turgut Özal o dönemde referandum sonuçlarını beklemeden erken seçim almıştı. 1987 yılı Kasım ayında erken seçim gündeme geldi. ANAP’ın il başkanı rahmetli Süleyman Küçükşabanoğlu milletvekilliğine aday oldu ve listeler belirlendi. Anayasa Mahkemesi bu seçimleri iptal edince Kastamonu’da ön seçim oldu. Bu kez benim adaylığım konuşuldu. Ankara’ya gittim. Benden evvel 23 kişi aday adaylığı için başvuruda bulunmuş, ben 24. oldum. Ön seçimin olması ve avukat olmamın bana kolaylık sağladığını düşünüyorum Siyaset nasip kısmet işi. Milletvekilliği ön seçimini 2. sırada kazanarak milletvekili adayı oldum. Ardından yapılan seçimlerde 18. Dönem Kastamonu Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdim.15 Haziran 1991'de yapılan ANAP Kongresi'nde Mesut Yılmaz'a karşı yenilerek genel başkanlık ve başbakanlıktan ayrılan Yıldırım Akbulut’un yanında oldum diye parti içinde Kastamonu’da 4. sıraya konuldum. Bunun üzerine siyaseti bırakmayı düşündüm. Ancak o yıl tercihli sistem çıktı, adaya da oy veriliyordu. Kastamonulu hemşerilerim en çok oyu bana vererek 1. sıradan milletvekili çıkardılar ve ikinci kez Ankara’ya gönderdiler. 1995 ve 1999 yıllarında da Kastamonu’dan milletvekili seçildim.

Kabinenin en genç bakanı

-30 Haziran 1997 – 5 Ağustos 1998 yılları arasında 42 yaşında kabinenin en genç üyesi olarak İçişleri Bakanlığı yaptım. 55. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nde 1. Türk Cumhuriyetleri Yerel Yönetimler Kurultayı ve Mernis olarak adlandırılan Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi çalışmalarına öncülük etmiştim. İç İşleri Bakanlığı dönemim ülkenin çok kritik bir dönemine denk geldi. 28 Şubat sonrası rüzgara kapılarak kahraman olmak çok kolaydı. Rabbim bize yanlış yaptırmadı. Doğru olan neyse onu yaptım. Benimle beraber Kastamonulularda gururlandılar. Bugünkü bin kişilik Kastamonu Polis Okulu o günün meyvesidir. Birçok bürokrat yine o dönemde ön plana çıkmıştır. Hem ülkeye hem de Kastamonululara hizmet ettik. (Gülerek) Kastamonulular da benim İç İşleri Bakanı olmamdan oldukça memnundu, polisler 37 plakayı görünce ceza yazmazlardı çünkü.

1999 yılında meclis başkanlığı için 4 turlu seçim yapıldı. Diğer adaylardan 3. turun sonunda 9 oy öndeydim. 4.tur ertesi gün değil de 1 saat sonra yapılsaydı kesin meclis başkanı olurdum. En büyük kaybımız; Kastamonu lobimizin olmayışıdır. O seçimde 3 Kastamonulu milletvekilinin 2’si oyunu bana vermedi. Demek ki nasip değilmiş.

 Yeni seçim bölgesi ve yeni parti

-2002 yılında AK Parti’ye katıldım. Bunun olması gerektiğini düşündüm. Kastamonu’dan bir vekil sayımız daha fazla olsun mantığıyla birlikte İstanbul’daki hemşerilerimize de katkım olsun istedim. 2002, 2007 milletvekilliği seçimlerinde İstanbul 2. Bölge Milletvekili seçildim. 2010 yılında AK Parti’den açılım sebebi nedeniyle ayrıldım.  Kararın yanlış olduğunu hala söylüyorum.  Bu sırada siyaseti bırakmıştım. Ancak Sayın Devlet Bahçeli, ‘Bu kadar tecrübeli bir devlet adamı, dört duvara kapanamaz.’ diyerek ısrarcı oldu sağ olsun, bizde hak verdik ve 2011 yılında MHP’ye katıldım.

Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı

-19 Kasım 2002 – 29 Ağustos 2007 arasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığım döneminde 30 yıllık iş kanunu değişti. Yeni kanunla birlikte ilk defa İş Güvencesi Yasası uygulanmaya başlandı. İşsizlik sigortasından, işsizlik ödemeleri yapıldı. Ekonomi kriz anlarında işvereni ve çalışanı koruyacak Ücret Garanti Fonu ve Kısa Çalışma Ödeneği gibi koruyucu mekanizmalar getirildi. Kayıt dışı istihdamla mücadele ilgili proje başlatıldı. Mesleki Yeterlilik Kurumu kuruldu. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur birleştirilerek sosyal güvenlikte tek çatıya geçildi. Genel sağlık sigortası, sosyal sigorta ve primsiz ödemler sistemini içeren; statüye göre değil, vatandaşlık esasına göre hizmet verecek olan yeni Sosyal Güvenlik Sistemi hayata geçirildi. Vatandaşlara istediği hastaneye gidebilme ve ilaçlarını en yakın eczaneden alabilme kolaylığı getirildi. İnternet üzerinden sigorta işlemleri sunan, e-devlet sisteminin ilk örneği kabul edilen e-bildirge işlemi, gerçekleştirildi. Hasta sağlıkta dönüşüm denilen kanun da benim dönemimin eseridir.

Kastamonu’nun siyaseten güçlü olması lazım. Milletvekili güçlü olmalı, donanımlı olup farkındalık yaratabilmeli. Kastamonu lobisi kurumsal hale gelmeli. Hangi parti olursa olsun hemşerimizin bir yere gelmesi lazım. Seçmen seçtikten sonra da milletvekilini bırakmamalı, takipçisi olmalı.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi

     Kastamonu Üniversitesi’nin kurulması kanununda imzam var. Üniversiteyi kurarken tıp fakültesi kuralım dedik. Yeni üniversitelere Tıp Fakültesi vermiyoruz mevcut üniversitelerden birinin onayını alırsanız size tıp fakültesi açarız dendi. Bizde YÖK ve Hacettepe Üniversitesindeki bazı hemşerimizle anlaşmaya vardık. Zor da olsa senato kararı çıkartıldı. Süreç hızlı ilerlesin diye Münif İslamoğlu Hastanesi’ni üniversiteye devredelim dedik bina eski olunca tadilat işleri yetişmedi. Benim bakanlıktan ayrılmam ve 15- 20 milyon liradan sebep çalışmaların devamı gelmedi.

2. üniversite için kanun teklifi

Çok acı Kastamonu gibi bir şehirde anjiyo yapılmıyor. Ya Ankara’ya ya da Karabük’e gitmek zorundasınız. Kastamonu’da Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Diş Hekimliği ve Yüksek Hemşirelik Fakülteleri’nin içinde olduğu bir üniversitenin açılması için kanun teklifi hazırladım. Eğer vakıf üniversitesi olursa daha hızlı hayata geçer bu proje.  Yerimiz hazır, 5 bin kişilik kadro da hazır. İstersek Kastamonu’da ikinci üniversitemiz olabilir. Kastamonu sahip çıkmalı bu olaya.

 

Devamını oku: KASTAMONU LOBİSİ KURUMSALLAŞMALI

BOZ AYILAR ANLATILDI

               Doğa Koruma Milli Parklar İl Şube Müdürlüğü yetkilileri Çatalzeytin Şehit Engin Açıkgöz Çok Programlı Anadolu Lisesinde saat 10.00’da  Mühendisler Seda Çakarlı, Derya Kayacı muhtarlar ve vatandaşlara yönelik bilgilendirme toplantısı yaptılar. Mühendis Seda Çakarlı “Boz ayılar ile ilgili mücadele boz ayı insan mücadelesi ve biyo kaçakçılık konularında bilgiler vereceğim Boz ayı insan karşılaşmalarının özellikle Karadeniz bölgesinde son yıllarda arttı. Ayıların ormanlarda her türlü atık ve leşleri yiyerek ormanın temizlenmesine yardımcı oluyorlar, ayılar haziran ve temmuz aylarında çiftleşme dönemleri olduğu için saldırgan ve hırçın oluyorlar. Bu dönemlerde ayılardan uzak durulmalı, ormanlık alanlarda ani karşılaşmalarda özellikle yabani meyve ve mantar toplama olaylarında yavrulu ayılarla karşılaşma olayları yaşadığımız coğrafyada her geçen gün artıyor. Öncelikle soğukkanlı olmamız gerek. Ani hareketlerden kaçınılmalı ve ayının sizi düşman olarak görmemesini sağlamalıyız. Yavru ayılar meraklı canlılardır. Yavru bir ayı gördüğünüz zaman bilin ki o çevrede annesi de bulunur. Dikkatli olun yavru ayıdan uzak durun. Ayıların arı kovanı ve meyvelerinize zarar vermemesi için Araç Rafet Vergili MYO öğrencileri ve Öğretim Görevlilerinin geliştirmiş oldukları güneş enerjili elektrikli çit sistemi ile olumlu sonuçlar alındı. Yaklaşık maliyeti de 600 lira  civarında. ” dedi. Muhtarlar tarafından bilgilendirme sırasında yetkililere sorular yöneltildi. Kayadibi Muhtarı Sabri Kurnaz “ Elektrikli çitten bahsettiğiniz. Bu yıl bahçemden bir tek meyve alamadık. Bu duruma önlem olarak neler yapmalıyız çit vs. önlemler herhangi bir sonuç vermedi. Hayvanlar kapılarımızın önüne kadar gelebiliyorlar. Köy içinde gezmeye dahi korkar olduk.” dedi.

                                            “SORUN VAR ÇÖZÜM YOK”

               Kaymakam Recep Koşal “Sunumuzun için teşekkür ederim. Aslında muhtar arkadaşların ve vatandaşların dedikleri şu. Yıllardır bu ayılar var. Neden son yıllardır insan yaşantısına bu kadar etkili oldular aslında dertleri de şu Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve Orman Bakanlığı ne önlem aldı, ne yaptı. Diyorsunuz ya meyve ağaçları kesildi. Şimdi yıllar itibariyle ağaçlar kesilip hayvanlar köylere inmeye başladığında ayılarla iyi geçinin demek yeterli değil. Ortada sorun var sorunun çözümü yok. Arkadaşların tepkisini haklı görüyorum. Çünkü orada yaşayan insanlar  bunlar ama ormandan para kazanan bir orman genel müdürlüğü var ama ormana geri dönüş yapmayan bir orman genel müdürlüğü de var. Anlattığınız bilgiler için teşekkür ediyoruz. 3 yaşından beri bu coğrafyada yaşayan insanlar. Ayılar ile karşılaştığında ne yapılabileceğini herkesten iyi bilen insanlar.” dedi. Araç Rafet Vergili Meslek Yüksekokulu öğretim görevlisi Alper Ertürk’ün hazırlamış olduğu slayt gösterisi sunuldu.Toplantıya Kaymakam Recep Koşal, Belediye Başkanı Musa İhsan Uğuz, Kaymakamlık Yazı İşleri Müdürü Cahit Çakmakoğlu, İlçe Özel İdare Müdürü Sadi Kaya, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürü Müzeyyen Özcan, İlçe Milli Eğitim Müdürü Sedat Ünal, muhtarlar ve vatandaşlar katıldılar.

                   Toplantı sonunda muhtarlar ve vatandaşlara afişler dağıtıldı.

KÜREKLE KARADENİZ EYLEMİ

Nükleer Santrallara tepki olarak Karadeniz’de ilginç bir eylem yapılıyor.

Amatör denizci Hüseyin Ürkmez (1962) Karadeniz’de kayıkla kürek çekerek kamuoyu oluşturmaya çalışıyor.

 

Hüseyin Ürkmez 13 Ağustos 2014’te Hopa’dan kürek çekme eylemini başlattı. Bugün Çatalzeytin’e gelen Ürkmez’in eylemi Ekim ayı içinde İstanbul’da sona erecek.

  

25 yıldır çevre mücadelesi veren Ürkmez “Amatör denizciyim. Eylemimiz Hopa’dan İstanbul’a Nükleersiz Türkiye Kürekle Karadeniz projesidir. Ben yaklaşık 40 gündün Karadeniz’de kürek çekiyorum. Bir ay sonra İstanbul’da olacağım. Yeşil Düşünce Derneği ile ortak bir çalışma yürütüyorum.” dedi.

HAYATİ TAHSİN YILMAZ İLE SÖYLEŞİ

HAYATİ TAHSİN YILMAZ İLE SÖYLEŞİ

                                                           Emin Türkay ÖZTÜRK

       Abana’yı tanıtan, araştıran, kültür ve sanatına, tarihine sahip çıkan
eğitimci, yazar kalemi güçlü bir dost Hayati Tahsin Yılmaz. Abana adına gazete çıkardı,  yazılar yazdı.Abana Belgeseli onun eseri.

                Yılmaz, Abana savaşımının önde gideni. Hem de adı gibi yılmayanı.

                Yurtiçinde ve yurtdışında çok hareketli ve renkli bir yaşam sürmüş. Başarmak için her güçlüğe katlanan eğitimci bir yazar.

                Yılmaz merhum öğretmen Hayri Güzelaydın’ın Gölköy’den arkadaşı. Ben Yılmaz’ı Kastamonu Abdurrahmapaşa Lisesinde okurken  gıyaben tanıdım. 1969’da Bizim Çatalzeytin Gazetesi çıkmayı başladı. Abana Gazetesi ile birlikte şair Siyami Özel’in yönetimindeki Yeni Kastamonu Matbaasında basılıyordu. Yılmaz’ı görmemiştim ama okuduğum yazılarıyla dostluk köprümüz oluşmuştu.

                Hayati Tahsin Yılmaz, çevreye duyarlıdır. Eğitim Gönüllüsüdür.

              Bana Abana’yı çağrıştıran Hayati Tahsin Yılmaz’ı anlatır mısınız ?

                1933’te Abana’da (Kastamonu) doğdum.     İlkokulu Abana’da okudum. Gölköy’e gidebilmek için Yakabaşı Köyü’nden (Abana) “diploma” aldım. Gölköy’e 1947’de girdim (1952’de bitirdim). İlkokulum “kuvvetli” olduğundan, enstitü yaşamı çok kolay geçti. Ders çalışmak gerekmiyordu. Tembelliğe alıştım ve okulu “orta” ile bitirebildim.                                                           

                Enstitüde sporda etkindim. İki yıl okulun “futbol kaptanlığı” ve “spor kolu başkanlığı”nı yaptım. Bisikletim vardı. Fotoğraf makinem vardı. Şiirlerim yerel gazetelerde yayımlanıyordu.

Devamını oku: HAYATİ TAHSİN YILMAZ İLE SÖYLEŞİ

Saksıda portakal yetiştirdi.

Çalışkanlığı ile çevresine örnek olan eski marangoz ustası Yılmaz Kara(72) saksıda portakal ve limon yetiştirdi.



Geçimini büfe çalıştırarak sağlayan Yılmaz Kara evinin merdivenlerine yerleştirdiği saksılarda portakal ve limon yetiştirdi. Yaklaşık 60 cm boyunda portakal ağaçlarında portakal yetiştiğini gören komşuları istenildiğinde kısıtlı imkanlarla çoğu meyve sebzenin bu şekilde yetiştirilebileceğini belirttiler.

Devamını oku: Saksıda portakal yetiştirdi.

Cıvıltı

Rehabilitasyon Merkezi
Cuma, 18 May 2018
                  Belediye Başkanlığı çok güzel bir adım attı. Otizm Engelli Rehabilitasyon Merkezi girişimi başarıyla sonuçlandı. Bu güzel girişimi geçen sayımızda... Devamı...