Google+

ÖZGECAN İÇİN ÇATALZEYTİN SESSİZ KALMADI

                     Mersin Tarsus’ta yasayan Psikoloji Öğrencisi Özgecan Aslan’ın hunharca katledilmesine Çatalzeytin de sessiz kalmadı. Çatalzeytin’de saat 13.00’te Mermerpark önündeki Atatürk Anıtının önünden başlayan yürüyüş İstikbal Caddesinde devam etti.

 

                   Sloganlar eşliğinde ilerleyen kalabalıkta genç, yaşlı toplum her kesiminden vatandaş duyarlılıklarını ellerinde bulunan “Bağır herkes duysun, kadına şiddet dursun. Yasta değil, isyandayız. Yaşasın kadın dayanışması. Susma haykır, şiddete hayır. Susmak, suça ortak olmaktır. Erkek adalet değil, gerçek adalet. Kadınlara adalet, katillere müebbet. Kadınlar artık susmayacaklar susmayacaklar susmayacaklar. Bundan böyle ne bacı ne bayan, hayatta olmam ben ‘’adam’’. Kol kırılır yen içinde kalmaz. Susmak suca ortak olmaktır. Canımızı sokakta bulmadık ama hakkımızı sokakta arıyoruz. Kadınların fıtratında yanarak ölmek yok. Seni dövemez dizini dövsün. Bedenimiz, emeğimiz, kimliğimiz bizimdir.” dövizlerle ilerlediler. Vatandaşlara esnaflar dükkanlarının önünde alkış tutarak, karayolunda seyir halinde araç sürücüleri klakson çalarak destek verdiler. Yürüyüş Atatürk Anıtı önünde Behice Kübra Cankar’ın basın açıklamasını okumasıyla sona erdi.  Basın açıklamasında “Mersin Tarsus’ta yasayan Psikoloji öğrencisi Özgecan Aslan,  psikopat bir minibüscü tarafından, tecavüze direnmesi sebebiyle hunharca katledildiği için bugün buradayız. Kimsenin tahayyül bile edemeyeceği bu vahşet kanımızı dondurdu. İnsan olmakla insani davranmak arasındaki farkı bir katil tekrar hatırlattı bize. Oysa her gün ortalama 5 kadının öldürüldüğü ülkemizde bu gerçeği kimsenin bize hatırlatmasına gerek yoktu. Çünkü ölen biziz ve bizim kız kardeşlerimiz. Adalet Bakanlığı'nın verilerince, Türkiye'de kadınlara yönelik cinayet oranı son istatistiklere göre 2002 ile 2009 yılları arasında yüzde 1400 artış gösterdi. 2002 yılında öldürülen kadın sayısı 66 iken bu sayı 2009'un ilk yedi ayında 953'e çıktı. 2015’in ise daha ilk ayında 37 kadın katledildi. Cinayetler,ana akım medya tarafından; kıskançlık, aşk, namus cinayetleri şeklinde isimlendirilerek insanların algısında normalize edilmeye çalışılıyor. Kadınlar en yakınlarındaki erkekler tarafından, çoğunlukla boşanma süreçlerinde ve aileleri içinde öldürülüyor.

 

           Cinsiyetçi ve gerici bir zihniyetle, kadının yerini belirleme küstahlığını kendine hak gören, erkeği olabildiğince güçlendiren erkek egemen sistem; yaşam alanlarımızı elimizden almaya çalışıyor. Sosyal,siyasi ve iktisadi hayattan, eğitim alanlarından uzaklaşmamızı diretiyor. Bu sistemli caydırma projesine dayanarak, okullarda, sokaklarda, iş yerlerinde, toplu tasıma araçlarında erkeklerin tacizine ve nefretine maruz bırakılıyoruz.

BİZ NE ISTIYORUZ?

          Devletin kadınlara yönelik her türlü şiddeti acık bir şekilde kınamasını, aile içi şiddeti ve genel olarak kadın ve çocuklara yönelik şiddeti önlemek için kampanyalar, ana- baba eğitim programları başlatmasını, evde sokakta, iş yerinde yaşanan kadına yönelik  şiddetin sorumlularının yargılanmasını, caydırıcı yasal tedbirler alınmasını istiyoruz. Öldürülen ya da şiddete uğrayan kadınların giydikleri elbiselerin rengi, boyu, makyaj yapmış olmaları, cep telefonuyla konuşmaları, kahkaha atmaları gibi nedenler tahrik sayılarak büyük ceza indirimleri uygulanmaktadır. Toplumun en savunmasız kesimi olan kadın ve çocukların yasam hakkına yönelen suçlarda ceza indirimi uygulanmamasını istiyoruz. Somut adımlar atılmasını, kadınların; hayatının her alanında taciz edilme, şiddete maruz kalma, öldürülme korkusu olmadan yasayabilmesini ve sosyal-iktisadi-eğitim hayatı içinde güvenle var olabilmesini istiyoruz. Kadını tahrik objesi olarak gören zihniyetin soyunun kurumasını istiyoruz. Kadının babadan kocaya, kocadan toprağa devredilen bir mülk olmadığını algılayabilmenizi istiyoruz. Gece ve gündüz, yalnız ya da kalabalık bütün sokaklarda ve parklarda güvenle yürüme hakkımızı istiyoruz. Binlerce yıl önce kendi evlerini inşa eden mimar kadınların, ilk küçük sulamalı tarımı başlatan üretim önderi çiftçi kadınların tarihsel süreçte sindirilerek bugün eli çantasındaki biber gazında olan, korkarak yürüyen kadına dönüştürülmesinin tüm sorumlularını, bu sistemi ve bir anneye : ‘’çok acı çekmiştir kızım, keşke kurşunla öldürselerdi’’ dedirten bu vahşeti lanetliyoruz.Eksik etek değiliz, kaşık düşmanı değiliz, saçı uzun aklı kısa değiliz. Sadece kadınız. Ama erkek gibi kadın değil, kadın gibi kadınız. Tabiatın bile dişi olduğu bir evrende, aydınlık bir geleceğin tek ihtiyacıyız. Bugüne kadar katledilmiş, şiddete ve tecavüze maruz kalmış tüm kadınların ışığının sönmemesini diliyor, duyarlılığıyla burada tek yürek olan herkese teşekkür ediyor, baş sağlığı diliyorum.” denildi.

Bu Haberi Paylaş.

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to Twitter

Cıvıltı

Rehabilitasyon Merkezi
Cuma, 18 May 2018
                  Belediye Başkanlığı çok güzel bir adım attı. Otizm Engelli Rehabilitasyon Merkezi girişimi başarıyla sonuçlandı. Bu güzel girişimi geçen sayımızda... Devamı...